ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2016 Cuma

Bir Direniş Şehidinden Son Duyduklarım

bu gece on beş Temmuz, ne kadar sıcak gökler
ve uğursuz bir hain sesi köprü başında
caddeye kara duman çökmüş havlar köpekler, 
yere düşüyor canlar henüz on beş yaşında…
                       
namlular hiç gam değil siper olduk vatana
ölümün kucağında bir tebessüm gibiyiz
tutkumuz geçit vermez şerefini satana,
mahzun yüreğimizle gecenin sahibiyiz. 

vuruldukça öteler yakınlaşıyor bize
sevinin kuşlar gibi özgürüz, sürur dolu
imana kurşun geçmez sığının gölgemize
asumana davet var Ay bir başka coşkulu

kanımız gül yeşerten iksir ve dik başımız
al bayrak kefenimiz yağmurlar göz yaşımız...

tank üstünden selamlar ey yüce Anadolu

Darbeye Direnen Şiirler, Haz. Cevat Akkanat
Sultanbeyli Belediyesi, İstanbul, Ekim 2016

13 Haziran 2016 Pazartesi

Kolay mı ayrılık

                    Cahit Zarifoğlu abimizin anısına

deli esme rüzgâr
acı inmişken yüreğimize
siz de dinleyin dağlar
üzülmek zamanıdır şimdi
bu heybet neyinize
kalemler susmuş
bakın mısralar ağlar

susmak hakkıdır kalemlerin
madem ki öksüz kaldık
madem acımız derin

ölüm güzeldir elbet
- muştusu değil mi gönüllerin -
fakat ayrılık
ayrılık yok mu ah güllerim
bilmezdim ben sahiden
bilmezdim bu kadar zor olduğunu

inleyin isterseniz kitaplarım
ayrıldık diye şiirden
ayrıldık madem şairden

bülbüller ötmez oldu
kıymeti mi kalır güllerin
kıymeti mi kalır
o yokken

tadı mı olur şiirin artık
- öksüz kaldık -
yeter
gözüme görünmeyin harfler
acı inmişken yüreğimize

Ahmet Yalçınkaya
Kadın ve Aile, Sayı 39, 15 Haziran-15 Temmuz 1988

Değerli ağabeyimiz Cahit Zarifoğlu 'nun vefat yıldönümü vesilesiyle paylaşıyoruz
A.E.Y.

22 Şubat 2013 Cuma

Beni Aldatamazsın

Besleme beni istatistikle,
yanlış rakamlarla, numaralarla.
Aptal yerine koyma beni
sebeplerle.
Açıklamaya kalkışma bana
benim ne düşündüğümü,
ne gördüğümü.


Tanık oldum her şeye!
Yüzünü gördüm bir çocuğun
açlıktan ölen bir çocuğun yüzünü,
ve gördüm
bir zamanlar o çocuğun annesi olan
kemik demetini,
gördüm kemik destesini.

Yusuf Tahir
İngilizce 'den Çeviri: Ahmet Yalçınkaya

22 Aralık 2012 Cumartesi

Yakın bir zamanda öleceğim

Gözlerimin içine bakmanıza gerek yok. Garip garip süzmenize gerek yok beni. Deli diyebilmek için bahane bulma zahmetine katlanmayın lütfen. Söyleyin... söyleyin gitsin.
Kiminiz belki bana acıyacaktır. Evimin, arabamın, arsalarımın olmayışına üzülecektir. Bu yaşta hâlâ zengin olmayışıma inanamayacaktır kiminiz. Bazılarınız ise, yarınımdan endişe duyacaktır eminim.
Ama ne yapayım...
Ben hoşlanmayı öğrenmedim paradan puldan, maldan mülkten. Bunları toplamasını öğrenmedim.
Su seslerini dinlemek isterim hep oldum olası. Kuşları sevmeyi isterim hep nedense...
Ve okumayı. Saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca... Hani, sorumluğunu yüklendiğim insanlar olmasa belki ömür boyu okurdum diyorum. Bir dilim ekmek, bir bardak su bulduktan sonra...
Saf zannetmeyin beni.
Ben de biliyorum az çok parasız olmayacağını. Elektronik çağını, atom çağını, uzay çağını ve nihayet bilgi çağını ben de tanıyorum.
Hiroşima `da yüz binlerin katledildiği atom çağını iyi bilirim kitaplardan, filmlerden, sizlerden. Kimi fikirlerin varlığına bile tahammül edilemeyen uzay çağını da tanırım sonra. Televizyonlarla uyutulan, gazetelerle aldatılan, haberlerden habersiz insanların yaşadığı bilgi çağını tanıyacak kadar da çağdaşım aynı zamanda.
Yine de...
Böyle süper çağlarda parası olmayan adam olur mu diyeceksiniz, biliyorum. Hele hele diploması olup da parası olmayan adam olur mu? Geleceğe nasıl bakılacak ki para olmadan diyeceksiniz.
Kuş seslerini dinlemek bana haz veriyor işte yine de. İsterseniz romantizmin çağdışı kalmış son hayalcisi diyebilirsiniz bana. Ama deli demek için bahane aramayın lütfen.
Yarına parasız da bakılacağına inanmışım.
Kiminiz diploması var diyeceksiniz, biliyorum. Diploması var, parası yok zavallının...
Diplomayla paranın birbirinden bağımsız olduğuna inanmak istemişimdir hep. Daha doğrusu, diplomayla paranın birbirinden bağımsız olması gerektiğine inanmışım.
Ya da adam olmak istemiyorum sizin gibi. İnsan olmak yeterli görünüyor bana. Ve okumak... Okuyarak yakın bir zamanda gideceğim ebedî âleme hazırlanmak yeterli görünüyor.
Belki adam olmakla ölümden kurtulanamayacağını bildiğim için böyleyim. Belki sevdiğim için.
İşin ucunda ölüm var sonuçta diye düşünmeden edemiyorum. Ve ötesi...Parası olan da ölecek, olmayan da. Üstelik çok yakın bir zamanda ölecek herkes. Bu süre, ister yarına kadar olsun, ister yüz yıl sonrasına. Yüz yıl dediğiniz ne ki?...
Paranın, ölümü erteleme gücü de yok sonra. Bu böyledir işte dünya yaratıldığından beri. Ne insanlar mezarlarına para götürebilecek, ne de şu kadar parası vardı diye yazacak mezar taşlarında.
Adam olmak istemiyorum belki sizin gibi. Milyonlarca lira içinde birkaç lirayı muhtaca vereceğim diye ter dökmek istemiyorum. Cebimdeki üç beş liranın yarısını vermek daha kolay geliyor. Fazla paranızdan kurtulmanızı size de tavsiye ederim.
Hayır... Bana kızmayın lütfen. İyilikten anlamayan biri gibi görmeyin beni. Yarınımı da benden fazla düşünmeyin.
Paranın gerekliliğini ben de biliyorum. Fakat niye yalan söyleyeyim, sizin kadar zaman bulamıyorum parayı, diplomayı, evi, arabayı, arsayı düşünmek için. Bosna `da, Keşmir `de, Filistin `de, Azerbaycan `da, Çeçenistan `da, Türkiye `de ölenleri düşünmekten vakit bulamıyorum bir türlü...
Hem sonra boş ver diyorum kendi kendime.
Ölüm yarından daha gerçek. Ve ölüme hazır olmak, yarına hazır olmaktan daha çok işe yarar. Ne de olsa, yakın bir zamanda öleceğim. Sizin gibi...