yeşil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2017 Cuma

Esir

Gözlerinden başka ne kapım kaldı
Ne de özge bir söz adından gayrı
Gönlüme taktığın tasma hediye,
Acım ayrı hazdır sevincim ayrı

Diyorlar saçların bir kırbaç gibi
Dövermiş aklımı her gördüğünde
Bana gam değil ki uçsun can kuşum
Artık kıymeti yok yıl hangi günde

Vurgun yedim bir çift yeşil deryada,
Zaman da mekan da çıktı sözlükten
Sanadır cihetim, sana tüm yönler
Beni kurtardın ya ben denen yükten

Dergizan.com, 26 Aralık 2016

15 Şubat 2015 Pazar

Sevdiğimin Gözleri

ufuktaydım, hayrandım, bir yeşil okyanusun
kenarında dururken kapıverdi dalgalar…
gündüz düşü müdür ne? susun martılar, susun!
sular kavramış; dolmuş ciğerime yılgalar… 

ben olayım bu serin ülkenin tek esiri,
siz durmayın; gönüllü kulluk harcanmaz boşa.
gidin balıkçıları bulun, suların piri
selamımı alsın da bağlasın beni taşa. 

tutsak kalıp denizi böyle yuva edinir,
mutlu bir köle olur kulluğumu bilirim.
serin dalgalarında ömür boyu didinir
her öpüşünde suyun çocukça sevinirim; 

çünkü bu yeşil umman kainattan öteye
açılan bir kapıdır; yakamozca izleri…
eğer mecnun olmazsam hep yeşil diye diye
bir gün anlarım ki bu sevdiğimin gözleri.

10 Ağustos 2014 Pazar

Filistin Zeytini

Meltemin gidip de dönmediği yerde;
İçinde bülbül ötüşünün olmadığı
Ve serçe sıçrayışlarının artık görülmediği
Geri gelmediği yerde,
Şimdi yabancıların oturduğu yerde,
Orada
Ve zamanın eskisinde
Ecdat zeytin ağaçları ekti,

O yeri ektiler
Yüzlerce, yüzlerce seneden
Ektiler onu
Zamanın hayli eskisinde.

Renkleri o yerin
Mübarek ağaçlara vurdu,
Kökü
O eski yerlerin derinliklerinde uzayana,
Renkleri,
Ülkelerden emdi güneşin ipekli ışıklarını
Renkleri onun
Vardı ve yok olmadı
Ve kalacak
Kırmızı
Yeşil
Esmer

Meltemin geri gelmediği
Ve şimdi yabancıların yaşadığı yerde
Yüksek durur zeytin ağaçları,
Hareket ederler öfkeyle.

Antika yer denir ya
Girer
Güçlükler beldesi şafağına

Ve nehirlerin açıklarında
Yayıldı ağacın hışırtısı, methi
Filistin ‘de
Tüm Filistin ‘de
Kükremeye dönüştü hışırtısı
Onun
Ve dallar,
Bütün dallar
Bir kanal oldu, yol oldu.

Orada
Ve o günün sabahında
Ufkunda eski yerin
Her nerde gelişirse zeytin ağaçları
Üç rengiyle
Üzerimize vurur sabah güneşi
Bize yansır,
Parlak,
Kuvvetli,
Üzgün,
Ve sert,
Bolluk içinde olur
Karanlığa bürünmüş ülkeleri

Vahdet, 1988
Kırağı, 1997

Orijinal Japoncası:  Şuhatşi Takatu
Arapçası:  Bekir Abdulmen'am Muhammed
Türkçesi:  Ahmet Yalçınkaya