ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2019 Pazar

Maniler


1.

Yaşlıyım
Gözleri hep yaşlıyım
Sen bahardan da gençsin
Ben dağlardan yaşlıyım

2.

Taşlama
Bana mı bu taşlama
Daim seni düşlerken
Artık beni taşlama

3.

İzlerim
Hayalini izlerim
Peşinden çok koştukça
Suda kalmış izlerim

4.

Bağ olsun
Güller sana bağ olsun
Akıl tutan bakışın
Ayağımda bağ olsun

5.

Yanasın,
Hasretlerde yanasın
Yüreğim kor olmuşken
Sen ateşten yanasın

Mevsimler, Sayı 16, Temmuz-Ağustos 2018

Nirvana


Bu kadife dokunuş bağlardan ilham alıp
Sinemde konuk eder yediveren gülleri.
Hasretim göğe çıkar yıldızlar aşka dalıp
Kehkeşan ’ın rengine gark eder sümbülleri.

Hep güneşe vurgunum daima göğsüm serin,
Ateş yutan saçımla örterim vadileri…
Hayalim dağlar aşar hükmü kalmaz kederin,
Sancım kenti vururken us bir kemik bir deri.

Eşref-i mahlûkatım bir yandan gönlüm çorak,
Varlığı boşa koyup ram olmuşum zamana.
Son gemiyim, koşarım dalgaları yorarak;
Duydum ya özgürlük var ışığı kollayana!..

Özlemle iz sürdüğüm ülke yedi kat yüksek,
Hicretin çağrısıymış meğer gül ve merdiven…
Ey küheylan yüreğim sanat bu olsa gerek,
Daha neyin peşinde dövünürsün hala sen!

Hece Taşları, Sayı 39, 15 Mayıs 2018

28 Eylül 2013 Cumartesi

Soru

hangi çırayı yaksam
elimde bir iz
ama tutuşturamam ateşi
nispet mi acep kısırlığa ya da körlüğe
bu neyin nesi

bıraksam her şeyi rüzgara
bulutlara uzansam,
gizemlerin körpe saflığında,
fırtınanın kararlılığında, doğrusu tutkusunda
açılsa çıtırdayarak, savrulsa özgürlüğe
gerek mi

bir kıvılcıma esiriz yine de
direnmek istemesi ateşin yoksa delice
belki utanmıştır diyorum
kendini vermiştir deliliğe

çıra, rüzgar, nefes, eller, irade
size sorsam nedir sinemde bu iz
ateş bile bu kadar anlamışken beni
tutuşturamam ya hata nerede

kendi içine büzülmüş bir güneş gibiyim,
her şey tesirsiz
sulara mı bıraksam yoksa diyorum
kiminizi tanımış kiminizi yeni tanıyorken aslında
ümidim şu belki siz bilirsiniz

12 Ekim 2012 Cuma

Sevgi

Sevgi öyle ilkbahar ki,
            O dikeni gül eyler,
Taşa can ve dil bağışlar,
            Kargayı bülbül eyler,
Sevgi öyle dert verir ki,
            Herkes olur müptela,
Ne eylese müptelayı
            Bu deli gönül eyler.
Sevgi öyle tanrıdır ki
            Ona farksız dilenci, şah,
Köleyi sultan eder de,
            Şahı ise kul eyler.
Sevgi öyle bir alev ki,
            Ondan cana aman yok,
Ateşinde azap çekip,
            Sonra bir gün kül eyler.
Mutlak hüküm sevginindir,
            İstese o şeydaların
Çeşm-i giryanından umman,
            Ahını tayfun eyler.
Aşka şiir yazdın, Erkin
            Sebepsiz bitmez ki, aşk-
Kaplayınca şu gönlünü
            Şiirle meşgul eyler.

Erkin Vahidov ( 1936 - )
Özbekçe 'den Çeviri: Ahmet Yalçınkaya
Türk Edebiyatı Ekim 2004 sayısında yayınlanmıştır