15 Şubat 2015 Pazar

Ben Bir Cüceyim

I. GÖRÜNTÜ

Ben bir cüceyim, gölgem benden önde yürüyor;
İnsanların dilinde aşarım Kafdağı 'nı. 
Aynada aksimi kim görse üstadım diyor,
Geçecek mi acaba yazgım hazan çağını?..

Ben bir cüceyim, bomboş ülkede dev gibiyim;
Köre elvan sorarlar mecnuna matematik.
Dermanını akkordan çalan alev gibiyim,
Solar gider nefesim saat vurdukça tik-tik...

Ben bir cüceyim artık insem mi şu tahtımdan,
Güzeli sözden bilsem hünkârlığı bahtımdan?..

II. YAKARIŞ

Ben bir cüceyim, dünya cilvesi: dev diyorlar,
Ey yüceler yücesi deve dönüştür beni!..
Günahım ağır; yüküm yalçın dağları zorlar,
Yedi kat yerden çıkar, suya bölüştür beni.

Denizlerde coşsam da özlerim toprakları...

Ben bir cüceyim, yükselt beni devler katına,
Ey yüceler yücesi esirge güllerimi!..
Dönüşü yok gidişin, bindim ışık atına,
Bulutlardan bir yol aç, kavuştur ellerimi.

Ateşle çevrilmişim tutamam yaprakları...

Ben bir cüceyim; sahte, payım dev onurundan,
Ey yüceler yücesi, bir zerre ver nurundan!..

III. HAKİKAT

Ben bir cüceyim, sırrım bir gün çıkar açığa,
Omzunda taşıyanlar çukura gömer beni...
Dilerim bağışlasın ruh üfleyen balçığa;
Ziyanım çok: kirlettim aklı, yüreği, teni.

Ben bir cüceyim, çatlar bir gün dev aynalarım,
Hakikat gün ışığı gibi doğar kentlere.
Topraktan utanır da ırmaklara dalarım,
Suların serinliği taşır diye bir yere...

Ey çıplak gerçek beni ört Vareden aşkına,
Ben bir cüceyim, devim sandım, döndüm şaşkına!

Sevdiğimin Gözleri

ufuktaydım, hayrandım, bir yeşil okyanusun
kenarında dururken kapıverdi dalgalar…
gündüz düşü müdür ne? susun martılar, susun!
sular kavramış; dolmuş ciğerime yılgalar… 

ben olayım bu serin ülkenin tek esiri,
siz durmayın; gönüllü kulluk harcanmaz boşa.
gidin balıkçıları bulun, suların piri
selamımı alsın da bağlasın beni taşa. 

tutsak kalıp denizi böyle yuva edinir,
mutlu bir köle olur kulluğumu bilirim.
serin dalgalarında ömür boyu didinir
her öpüşünde suyun çocukça sevinirim; 

çünkü bu yeşil umman kainattan öteye
açılan bir kapıdır; yakamozca izleri…
eğer mecnun olmazsam hep yeşil diye diye
bir gün anlarım ki bu sevdiğimin gözleri.

26 Aralık 2014 Cuma

Döneceğim

Döneceğim kararlı olarak
geri döneceğim
engeller doldursa da dünyayı
bukağılar doldursa
kurtarmak için yahudinin ellerinden
mateme bürünmüş toprakları
döneceğim
kara günleri kaldırmak için üzerinden
döneceğim

Unutur muyum ki
bir gün gelmişti onlar
vaatsiz, sözsüz
fitnenin çırasıyla kararmıştılar
yahudinin lekesiydi işte bu
unutur muyum
tapınağı
ve öldürdükleri ne varsa
şahittir Araplar
unutur muyum

Vahdet, 1990

Necîb Ahmed (Mısır)
Türkçesi: Ahmet Yalçınkaya

2 Kasım 2014 Pazar

İmam Hüseyin (r.a.)

Hz. İmam Hüseyin (r.a.), canını vererek Müslümanların zalime hiçbir zaman boyun eğmemesi gerektiğini gösterdi. 

Üzüntümüzle birlikte ondan ibret almayı da öğrenmeliyiz.

AY / AEY

10 Ağustos 2014 Pazar

Filistin Zeytini

Meltemin gidip de dönmediği yerde;
İçinde bülbül ötüşünün olmadığı
Ve serçe sıçrayışlarının artık görülmediği
Geri gelmediği yerde,
Şimdi yabancıların oturduğu yerde,
Orada
Ve zamanın eskisinde
Ecdat zeytin ağaçları ekti,

O yeri ektiler
Yüzlerce, yüzlerce seneden
Ektiler onu
Zamanın hayli eskisinde.

Renkleri o yerin
Mübarek ağaçlara vurdu,
Kökü
O eski yerlerin derinliklerinde uzayana,
Renkleri,
Ülkelerden emdi güneşin ipekli ışıklarını
Renkleri onun
Vardı ve yok olmadı
Ve kalacak
Kırmızı
Yeşil
Esmer

Meltemin geri gelmediği
Ve şimdi yabancıların yaşadığı yerde
Yüksek durur zeytin ağaçları,
Hareket ederler öfkeyle.

Antika yer denir ya
Girer
Güçlükler beldesi şafağına

Ve nehirlerin açıklarında
Yayıldı ağacın hışırtısı, methi
Filistin ‘de
Tüm Filistin ‘de
Kükremeye dönüştü hışırtısı
Onun
Ve dallar,
Bütün dallar
Bir kanal oldu, yol oldu.

Orada
Ve o günün sabahında
Ufkunda eski yerin
Her nerde gelişirse zeytin ağaçları
Üç rengiyle
Üzerimize vurur sabah güneşi
Bize yansır,
Parlak,
Kuvvetli,
Üzgün,
Ve sert,
Bolluk içinde olur
Karanlığa bürünmüş ülkeleri

Vahdet, 1988
Kırağı, 1997

Orijinal Japoncası:  Şuhatşi Takatu
Arapçası:  Bekir Abdulmen'am Muhammed
Türkçesi:  Ahmet Yalçınkaya