hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2014 Perşembe

Veda

Veda bir göçmen kuş kanadı desem,
Belki yürek delen bir şaşkın mermi…
Veda faniliğin soyadı desem;
Ömür bir lahzadan fazla sürer mi?

Kimleri tanırım bilmem kaç yıldır,
Hepsi göz kırpacak kadar yer tutar.
Veda vakti gelmiş gönlünü kaldır;
Zaman alır seni yabana atar…

Her ayrılık bir dert, bir yeni düğüm:
Acep aranılan çocukluk mudur?
Veda beyaz hüzün, asıl gördüğüm:
Hayat gözyaşıymış, çare yok mudur?

31 Mart 2011 Perşembe

Şaire bir kaç söz yerine


katran gibidir gece nihayet karasevda
ya da bir avuç buzdur kente dökülen lavda
unut gözünü kapa kendini güle bırak

yüreğin dağı nerde sözün çırağı nerde
deseler yağmurlarla arana iner perde
olursa olsun zaten çağın damarı kurak

elinde korkuların bir sırdır aralanan
daha da mı önemli kalbine konan cânân
ki hep ufkunu örter tahtında ağlayarak

kanayan gözlerin mi yarılan sinen midir
her ölen garip için yakılan bir ten midir
yoksa fikrin güneşten akar mı çağlayarak

öyleyse hüzün her gün artıracak sancını
öne çık süpür çöpe şu zulmün utancını
acıyı kelimeyle çiçekle dağlayarak

lalelerden kalkan yap sümbüllerden yay gerdir
rüzgârı önüne kat çobanlık bir hünerdir
sulara aç gönlünü bakışın kalmaz çorak

ey hamal esirgeme sazını ve sözünü
kimse bilmesin toprak olacak o yüzünü
tarihte yerini tut adı bülbüle bırak

Karasevda


Bir kenara bıraktım işimi
Evimi,
Sözümü, sazımı,
Bıraktım bir kenara erişimi
Bıraktım değişimi
Dünyayı
Baharımı, kışımı ve yazımı
Var/yok ne varsa
Her şeyi
Ne varsa aşktan başka

Yeniden kurdum semayı
Seninle
Bilimsiz, sessiz, cebirsiz
Gece karanlığında
Sen bilmesen de
Yere indirdim Ay’ı

Seninle hülyalarım, düşlerim
Uzaklara yelken açmış gemiler
Seninle
Gülüşlerim, ölüşlerim
Her saati yıla denk ikindiler
Ya senin ümidinde
Ey beni muma çeviren sihir
Ya senin
Hayallerinde dolaşan kimler

Özsuyumu damla damla akıtan
Aşk pazarında sattıran süzgeç sende
Benim külümü göğe
Savuran eller kimde

İçimde kanatlanan bir kuş
Coşkun bir ırmak
Ve yeşeren filiz
Seninle

Kanayan gül
Göçüp giden turnalar
Seninle hüzünlü
Yine de
Seninle güzel ağlayan gül
Tüm çiçekler seninle güzel
Seninle bana ilham verir
Gerçek dost gibi sadık aynalar


Ufuk kızıla çalar
Ey beni dipsiz kuyuya atan adım
Dişleri arasında bir kabusun
Çiğnenir giderim
Seninle…
Ummanlara salar, dertlere salar
Saçların beni
Ve engin kucağında suyun
Senin için feda ederim
Ne varsa istediğin.
Ne varsa aşktan başka
Yine bırakırım bir kenara
Giderim

Ey alınyazımda varlığı belli
Celladım,
Sabrım yeter senin toprağına
Yeter mezar taşına
Erise de zamanın kor ateşinde
Öyle mecalsiz
Halsiz beklerim…
Ne var ki ah,
Ne var ki kalmadı tadım.

Belki bir an olur
Değer bulursun bakmaya,
Ömrüme mal olsa da razı köleyim
Değer bulursun belki itip kakmaya
Ve her şey yerini bulur

Diye karanfiller derdim sana deseydim
Ne değişirdi şu ufkun ardında
Eğer ufuk karaysa
Eğer esirse gözlerim gözlerinin izinde
Eğer benim zenginliğim, sevincim
Senden aldığım onulmaz yaraysa…
Benim istediğim ne yer
Benim istediğim ne gök
Eller fezaya çıksınlar
Eller kanlara girsinler, ya da canlara girsinler
Benim istediğim sensin
Diye bir kalan canımı
Verip önünde diz çöksem
Ne değişir avcundaki ruhumun
Katili kanlı kılıcın kınında

Değil mi ki sen yerini bulmuşsun
Beni yılanlarla yola koyarak
Gözümün kuraklığını görmeden
Bilmeden
Çarmıha gerdiğin beni
Bir dilenciden bile saymayarak
Değil mi ki başkasının olmuşsun