kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2011 Perşembe

Şaire bir kaç söz yerine


katran gibidir gece nihayet karasevda
ya da bir avuç buzdur kente dökülen lavda
unut gözünü kapa kendini güle bırak

yüreğin dağı nerde sözün çırağı nerde
deseler yağmurlarla arana iner perde
olursa olsun zaten çağın damarı kurak

elinde korkuların bir sırdır aralanan
daha da mı önemli kalbine konan cânân
ki hep ufkunu örter tahtında ağlayarak

kanayan gözlerin mi yarılan sinen midir
her ölen garip için yakılan bir ten midir
yoksa fikrin güneşten akar mı çağlayarak

öyleyse hüzün her gün artıracak sancını
öne çık süpür çöpe şu zulmün utancını
acıyı kelimeyle çiçekle dağlayarak

lalelerden kalkan yap sümbüllerden yay gerdir
rüzgârı önüne kat çobanlık bir hünerdir
sulara aç gönlünü bakışın kalmaz çorak

ey hamal esirgeme sazını ve sözünü
kimse bilmesin toprak olacak o yüzünü
tarihte yerini tut adı bülbüle bırak

Sevda Bir Akarsudur


Sevda bir akarsudur yayılır damar damar
Süzülerek yüreğin hüzün vadilerinde
Onsuz can viranedir, onunla can tarumar
Bir zarif gül bitirir çölün orta yerinde

Sevda bir akarsudur içmesi kolay değil
Şarap olsa da bade olsa da mey olsa da
Onunla tutuşsa kalp sırça köşk saray değil
Onu dolduran gönle cennettir ıssız ada

Sevda bir akarsudur, eritir dağı taşı
Bir deli küheylandır sefası yok dünyada
O elemin dostudur hayatın kara kaşı

16 Şubat 2011 Çarşamba

Özleminden ölsem


Koltuğumda hâlâ o güzel kokun,
Sesin yankılanır küçük salonda.
Farkında değilim varın ve yokun;
Sanki hâlâ kolum senin kolunda.

Balkondaki sensin… Hayal mi yoksa,
Odada dolaşan bedenin sır mı?
Hâlâ kapın açık, kalbin açıksa…
Ölsem özleminden ruhun acır mı?