gece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2012 Salı

Sana Bu Közü Kalbime Atma Demiştim

sana bu yollarda bekleme demiştim
canevimi yakarsın.
bir hastalık zuhur eder vakitsiz
alır götürür beni…
ateşin dolaşır da sonra damarlarımda
içime ılık sular gibi akarsın
ve bir yangın tâkip eder izini;
her yanımı alevler sarar
başucumda küllerime bakarsın.
ne gözyaşın yetişir yardımıma
ne yüreğini dolduran engin deniz.

sana bu yolları gözleme demiştim
canevinden yanarsın.
içine hayaller düşer,
saatler girer düşüncene…
gelmez deme bilinmez bir gün gelir
yolların boş olduğunu görürsün
içine korkular düşer,
güzel demezsin böylece istesen de
güzel demezsin yeşile, maviye, pembeye
ve geçmiş sabahları anarsın.
gecelerle sırdaş olan gözlerin
hâtıralarına taşınır artık sessizce,
kim bilecek sen mi üzgünsün, ama sen bilirsin
kim bilecek…yoksa zaman mı üzgün
belki sise karışıp giden yıllara kanarsın.

31 Mart 2011 Perşembe

Şaire bir kaç söz yerine


katran gibidir gece nihayet karasevda
ya da bir avuç buzdur kente dökülen lavda
unut gözünü kapa kendini güle bırak

yüreğin dağı nerde sözün çırağı nerde
deseler yağmurlarla arana iner perde
olursa olsun zaten çağın damarı kurak

elinde korkuların bir sırdır aralanan
daha da mı önemli kalbine konan cânân
ki hep ufkunu örter tahtında ağlayarak

kanayan gözlerin mi yarılan sinen midir
her ölen garip için yakılan bir ten midir
yoksa fikrin güneşten akar mı çağlayarak

öyleyse hüzün her gün artıracak sancını
öne çık süpür çöpe şu zulmün utancını
acıyı kelimeyle çiçekle dağlayarak

lalelerden kalkan yap sümbüllerden yay gerdir
rüzgârı önüne kat çobanlık bir hünerdir
sulara aç gönlünü bakışın kalmaz çorak

ey hamal esirgeme sazını ve sözünü
kimse bilmesin toprak olacak o yüzünü
tarihte yerini tut adı bülbüle bırak