sevda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2011 Perşembe

Karasevda


Bir kenara bıraktım işimi
Evimi,
Sözümü, sazımı,
Bıraktım bir kenara erişimi
Bıraktım değişimi
Dünyayı
Baharımı, kışımı ve yazımı
Var/yok ne varsa
Her şeyi
Ne varsa aşktan başka

Yeniden kurdum semayı
Seninle
Bilimsiz, sessiz, cebirsiz
Gece karanlığında
Sen bilmesen de
Yere indirdim Ay’ı

Seninle hülyalarım, düşlerim
Uzaklara yelken açmış gemiler
Seninle
Gülüşlerim, ölüşlerim
Her saati yıla denk ikindiler
Ya senin ümidinde
Ey beni muma çeviren sihir
Ya senin
Hayallerinde dolaşan kimler

Özsuyumu damla damla akıtan
Aşk pazarında sattıran süzgeç sende
Benim külümü göğe
Savuran eller kimde

İçimde kanatlanan bir kuş
Coşkun bir ırmak
Ve yeşeren filiz
Seninle

Kanayan gül
Göçüp giden turnalar
Seninle hüzünlü
Yine de
Seninle güzel ağlayan gül
Tüm çiçekler seninle güzel
Seninle bana ilham verir
Gerçek dost gibi sadık aynalar


Ufuk kızıla çalar
Ey beni dipsiz kuyuya atan adım
Dişleri arasında bir kabusun
Çiğnenir giderim
Seninle…
Ummanlara salar, dertlere salar
Saçların beni
Ve engin kucağında suyun
Senin için feda ederim
Ne varsa istediğin.
Ne varsa aşktan başka
Yine bırakırım bir kenara
Giderim

Ey alınyazımda varlığı belli
Celladım,
Sabrım yeter senin toprağına
Yeter mezar taşına
Erise de zamanın kor ateşinde
Öyle mecalsiz
Halsiz beklerim…
Ne var ki ah,
Ne var ki kalmadı tadım.

Belki bir an olur
Değer bulursun bakmaya,
Ömrüme mal olsa da razı köleyim
Değer bulursun belki itip kakmaya
Ve her şey yerini bulur

Diye karanfiller derdim sana deseydim
Ne değişirdi şu ufkun ardında
Eğer ufuk karaysa
Eğer esirse gözlerim gözlerinin izinde
Eğer benim zenginliğim, sevincim
Senden aldığım onulmaz yaraysa…
Benim istediğim ne yer
Benim istediğim ne gök
Eller fezaya çıksınlar
Eller kanlara girsinler, ya da canlara girsinler
Benim istediğim sensin
Diye bir kalan canımı
Verip önünde diz çöksem
Ne değişir avcundaki ruhumun
Katili kanlı kılıcın kınında

Değil mi ki sen yerini bulmuşsun
Beni yılanlarla yola koyarak
Gözümün kuraklığını görmeden
Bilmeden
Çarmıha gerdiğin beni
Bir dilenciden bile saymayarak
Değil mi ki başkasının olmuşsun

Sevda Bir Akarsudur


Sevda bir akarsudur yayılır damar damar
Süzülerek yüreğin hüzün vadilerinde
Onsuz can viranedir, onunla can tarumar
Bir zarif gül bitirir çölün orta yerinde

Sevda bir akarsudur içmesi kolay değil
Şarap olsa da bade olsa da mey olsa da
Onunla tutuşsa kalp sırça köşk saray değil
Onu dolduran gönle cennettir ıssız ada

Sevda bir akarsudur, eritir dağı taşı
Bir deli küheylandır sefası yok dünyada
O elemin dostudur hayatın kara kaşı

1 Şubat 2011 Salı

Sevda

ben her sabah bu yolun başına gelirim
geçeceksin diye buradan
beklerim, beklerim ve beklerim...

uzakta göründüğünde
kafesine sığmaz yüreğim,
lâleler açar içimde...
anlatılmaz bir sıcaklık sarar bedenimi
tepeden tırnağa yanarım...
yolda kim var kim yok görmem, göremem.
ağaçları görmem
ve sen yaklaştığında
donar kanım, donar melekem
donar canım...

geçip gidersin,
ha varım ben ha yokum
umurunda mı senin, dünyanın
ya da güneşin

evime döndüğümde
bir hayali taşırım benliğimle...
sebep var yine
karanlık ve soğuk geceyi atlatmaya
bir sebep daha yarına çıkmaya,
yine koşacağım ertesi sabah
aynı yolun başına