köle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2019 Cuma

Para


Kulların kapıda hep hazır kıta,
Panayır mı düzenledin, ne rağbet?
Emir buyur izdihamı engelle,
İstersin kayıplar olmasın elbet.

Dinlisi dinsizi tüm müritlerin
Eşiğinde divan durmuş hürmet çok.
İbadeti abartmışsın doğrusu;
Sana tapmayana listede yer yok.

Cemaatin geniş, yaldızın süslü
Adın gariplerin başında çekiç;
Köleler edinmiş, ordu kurmuşsun,
Bekleme! Benimle aran olmaz hiç…

Mevsimler, Sayı 19, Ocak-Şubat-Mart 2019

4 Ekim 2016 Salı

Ahir Zaman

saat durdu inleyerek,
belki yorgunluktan veya düşkünlükten zamana
belki de öyle değil…
kaygıdan olsa gerek

gölgeleri kovalar dururdu kalsaydı her şey yerli yerinde
takati yok ne buna ne günü aşmaya
bir gökyüzüne baktı bir ciğerine, bir teline
ve baktı düşlerine,
son defa çaldı ölüm soğukluğuyla titrek titrek

gözünün önünden geçti hayat yaşanmış yaşanmamış
sanki film şeridi koca bir çağ,
ekranlara gömüyorlardı bir karesinde genç kızı diri diri
diğer karelerde aynı ıstırap,
cephede değişen bir şey olmamış.
köle ve cariyeler emre itaat ediyor fabrikalarda döne döne
hiçbir yerde itiraz olmaz efendiye,
bataklıkta dilenirken şairler
en kızgın kumarın başındadır alimler.

şehirlerde ve sularda hakim kan rengi,
kral tahtına kurulmuş lanetlenen malum zulüm
elinde fosfor bombaları yüzünde aynı kinle.
her yerde kalem ve kılıç bitap,
herkes aynı çağın esiri
her şey hoyrat…
dimağlarda yer bulamıyor sanırsın artık kitap…

ve aslında tanımadık bir sızı sarmış olanları,
karşı dağların yamaçlarını özlüyor saat
can çekişen tüm dişleri geldikçe gözünün önüne.
her devir daimin ardından sırra kadem basıyor sanat,
güneş saklanmış ya bulutların ardına
belli ki şimdi utanmak zamanı derken bir garip merak ile
platin ve titan soydaşlar da yer alır teşhir karelerinde.

film şeridi geçer tekrar önünden bu kez kendi kendine,
mecali yok kendiyle savaşmaya
bütün bir ömür harap!

bu nasıl bir zamandır nasıl vehim, görevi kalmamış saatin
sularda boğulmuş düşler kavuşmayı umarken gerçekliğine,
dünyayı kaplamış serap…

Yedi İklim, Sayı 316, Temmuz 2016

20 Eylül 2016 Salı

Dörtlükler I


YANARDAĞ

Sihrin mi var ki artık bilmem kendi sözümü
Sana teslim etmişim birdenbire özümü
Ne seyrine doyulur ne girilir içine
Söyle,  gözlerin sıcak bir yanardağ yüzü mü?

DAĞLAR KADAR

Sen bahar gibi gençsin ben yorgun ikindiyim
Zaman geri gitmiyor... Bir vurgun ikindiyim
Ne fark eder desen de farkımız dağlar kadar
Hazandan kalan benim ve dargın ikindiyim

ÖZLEMLE DİRİLİRİM

Sarayında bir sadık köle gibi yer bulsam
Eritsen var gücünle, kaybolsam, ziyan olsam
Yine sana dönerim fiziği yok sayarak
Dirilirim özlemle, ha yansam ha kavrulsam

BENİMSİN

Benimsin ey sevgilim istesen istemesen
Bil ki bahtiyar olmaz gülü ve sözü kesen
Kaderine inanmak zor olmasa gerekir
Elemi at üstünden, yaşamaz suya küsen

Hece Taşları, Sayı 15, 15 Mayıs 2016

23 Aralık 2012 Pazar

İkiye bölünmüş bir parçayım ben


Hem yumuşak,-
hem keskin,
hem kararlıyım ben,
ikiye bölünmüş
Bir parçayım ben.
Burada ölümü de

ikiye bölüyorlar,
nasıl bitecek ki
bu bela nasıl?
Benim dilimi de
ikiye bölüyorlar,
"Farsça yaz", "Rusça yaz"
"anlasın" insan!
Budur, derdimizi
anlayana bak,
Bizi anlamamaktan
sen koru, Allah!
Adalet diliyorum,
Esaret geliyor.
-Nedir istediğin?
-Söz hürriyeti,
Herkese gerektir
öz hürrüyeti.
-Biz sana vermişiz
göz hürriyeti
Ömür boyunca
yere de, göğede
bak doyuncaya dek.
Kim diyor uzakta
göz hürriyeti.
Sınır telleri ki
zincirden beter.
Kan sızıp işliyor
iliğe kadar.
Ne büyük dehşettir
cevap ver dünya,
Köle doğmadan da
köle mi olacaksın?
Hem yumuşak,
hem keskin,
hem kararlıyım ben,
İkiye bölünmüş
Bir parçayım ben.
Bu derdim, bu gamım
sinemde dağdır,
Nasıl ana parçam
kavuşacaktır.

Nebi Hazri (1924-2007)
Azerice 'den Çeviri: Ahmet Yalçınkaya
1990 'da Tanıtım 'da yayınlanmıştır