10 Mart 2011 Perşembe

Bulutlu ümitler

Uzak durmalı her şey.
O kadar ki bulutlar ve yağmur uzanamasın kartalların bildiklerine. Saatlerin bu inceliği dünyanın terk ettiğini gösteriyor. Dünya...
Yaşamasını unutmuş.
Gülün ağlayışı ateşteki düşünceyi bile korkutuyor. Her şiirin üstünde bir günün yaklaşmakta olduğunu göremeyişimiz affedilmez.
Hayır!
Affedilmez bir hatanın büyüğü de küçüğü de gözlerin kapanmasına sebep olabilir. Gün gelmeden neler doğmaz ki; perdeler altında saklı denizlerin sevimli olduğu gibi görünmeyen çağlayanların yollar kadar hasret yaraladığı da mümkündür.
.......
Tehlikeleri çağırmalıyım.
Sırlarımı saklamak için kötü yabancıların bitmeyen harikalar sunması gerekmez ya. Bağlanacağım çok şey var daha. Seyahatlere çıkmamamın neler getireceğini bilseydim zaten, çiçeklerin gönlüne düşmek hiçti. Hiç...
Birer birer öldürülen romanların çok fazla olduğunu söylemek zorundayım. Sevindirecek hiçbir gecenin kalmaması ufukta parlayan ışığın kanına dokunmayı yasaklamak demektir. Böylece, beyinlere tokmak gibi vuran kumsalların gözlerde yıkılması da az önce oldu. Yoksa, bizlere yemin eden son yaramız olmazdı.
.........
Ellerimizdeki sıyrıkların yüzünden...
Hep dünyaya dağılan o sıyrıklar sebep oldu. O sıyrıkların yüzünden kızmıştı aslanlar.
Ne geçen zaman, ne yeni yaralar.
Hep o sıyrıklar.
Aklın alamayacağı kadar sayının içinden bir tane seçmem lazım artık. Kimseye güzel şeyler fısıldayacak dudak bulunmaz ki bu zamanda. Her gün beş vakit temizlenmenin ötesinde bir çare yok. Devrilmeyi beklemeden önce, kaburgalarımın durmasını istemeliyim ki hazır olayım.
Günde beş defa iki misli yıkanmanın zarureti kulaklarımda hoş bir melodi gibi yankılanıyor.
Bir melodi ki billûr mu billûr.
Bir melodi ki racîm olandan uzak, nurlu bir sabahın akisleri gibi taze...
Ve ferahlatıcı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder